Translate

12 Şubat 2020 Çarşamba

Neresi Doğduğum Ev

Hoş bir serenat gibi
Rüzgar şarkı söyler yağmur ıslatırdı penceremi
Hoyrat ve çıplak anıları uyandırır
  Akşamların hüznünü düşürürdü omuzlarıma

Azalmak zor olmasına zor ama içimden geçen göç yolları aşkın derinlerinde kendine yol arıyordu
Bitimsiz sevdalar kendi ağızlarında yarattığı çılgın zamanların senfonisini söylüyor
İçimde kurulu bir ayrılık çeşmesi gün be gün yaşımla eksildikçe hüzünleri birer birer eteklerime döküyor
neresi vatanim neresi doğduğum ev
Yaşadıkça silikleşiyor gölgeler, anlamını yitiriyor şehirler kentler köyler
İnsan kendine üşüyor
Yaşandıkça içimiz de ki orkestra şefi yılları bir bir notalara seriyor
Nerede savaş nerede açlık var hepsini birer birer acının beşiğinde sallıyor
Kızlar erkekler yaşam yolunda bir bir izlerken ömrün ayak izlerini gelip kulağıma fısıldayan ömür; neler geldi neler geçti bir sen misin içine çizilen der gibi yanağımdan bir gamze alıyor

 Çekiyor üstümden yaşanmış yılların tortusunu, zamanın bacağını kırıyor,  gözyaşlarım yanaklarımdan kayarken içimde bir şeyler yanıyor.
Sevdiklerimin hayali közlenmiş bir ateş gibi bakıyordu ve zaman nasıl da uçucuydu
Her gün, her an kendini hatırlatan küçük bir yaşamın parçasıydı
Bırak ey dil tadında kalsın her şey....

Olcay Kasımoğlu

Hiç yorum yok: